Afrodizyak besinler

af

İnsanız ve bazı ihtiyaçlarımız var. Bunların başında da temel yani fizyolojik ihtiyaçlarımız geliyor yanlış bilinenin aksine cinsellik de bir fizyolojik istektir ve giderilmemesi sonu felaket olan sonuçlara yol açar öldürmez ama süründürür. Sağlıklı bir cinsel hayat için sağlıklı beslenmek şart fakat bazı yiyecekler bu konuda daha fazla fayda sağlamaktadır. Sağlıklı bir vücuda sahip olmak cinsel güç açısından büyük önem taşıyor ancak bazı yiyeceklerin vücuda cinsel güç açısından sağladığı faydalar saymakla bitmiyor. Mutlu bir cinsel yaşam için gıdaların etkisi büyük. Cinsel isteği artıran, afrodizyak etkisi olan yiyecekler ve cinsel performansı zirveye taşıyan, cinsel gücü artıran yiyecekler sıralamasında pek de bilinmeyen yönleri ile havyar geliyor. Bilinmiyor çünkü pahalı ve ulaşması çok zor olan bir yiyecek şimdiye kadar kaç travesti birey tadına bakma fırsatı buldu şahsen ben hiç yemedim. Greyfurt cinsel gücü artıran bir meyvedir. Greyfurt suyu daha da etkilidir. Pekmezde bulunan minerallerin en önemlileri demir, kalsiyum ve potasyumdur. Tahinle alınması etkisini artırır. Demir, vücutta, başta kırmızı kan hücrelerinin bileşiminde yer alarak oksijen taşıma fonksiyonu görür. Kişinin enerjisinin ve cinsel gücünün artmasını sağlar. Kayısı bolca yiyebileceğimiz bir meyvedir. A vitamini ve potasyum bakımından çok zengindir. Fazla tüketildiğinde sindirim sisteminizin hızla çalışmasına yardımcı olur. Kasların ve beynin daha düzenli çalışmasını ve daha az yorulmasını sağlar; cinsel gücü artırır. Havuç yoğun A vitamini içerir. Kuvvetlendirir, güçlendirir ve cinsel gücü artırır. Baklagiller hemen her evde pişebilen kolay ulaşılan basit gibi görünen çok önemli besinlerdir. Protein, yağ, karbonhidrat ve liften B1 vitamini, sodyum, kalsiyum, demir, mineraller içerir. Zekâyı geliştirir ve zekânın cinsellik üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir kök olan ginseng bitkisi de bizler tarafından pek bilinmez alıp deneyen Ankara travestilerinden bir dostum gerçekten işe yaradığını söyledi ben de ona güveniyorum. Bir araştırma ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini artırdığını ortaya koymuştur. Bu etkilerini sinir sistemi ve yumurtalıklar üzerinden gösterirken penis bölgesine gelen kan damarlarını da etkileyerek erkeklerdeki ereksiyon kalitesini de artırabilmektedir. Ben bunların yanına çikolatayı da eklemekte fayda görüyorum ama fazla yemeyin sonra kilo yapar sevgiyle kalın İclal.

 

 

Ego mu gerçek sevgi mi?

 
sevgEgo başkalarını kendine göre değiştirmeye çalışmaktır. Yani “Doğru Benim, benim dediğim uygulanırsa” düşüncesi ile hareket eder. Başkalarının düşünceleri onun için önemli değil. Bunun anlamı vermeden almaktır. Bundan dolayı bencillik ortaya çıkar. Yaşamda her şey var. Önemli olan bunu nasıl dengelediğindir. Tıpkı nefes alıp vermek gibidir. Yaşamda gerek insan ilişkilerimiz de gerekse yaşamın içinde ki akışta, ver al dengesi uyumlu ise bir sorun yok. Eğer yalnızca veriyor ve alamıyorsak veya tam tersi alıyor ve vermiyorsak burada bir tıkanıklık var. Bu tıkanıklık içimizde ki negatif  EGO yu ortaya çıkarır. Sen kendi sorumluluğunu üstlenirsen ve başkalarının da kendi sorumluluklarını üstlenmelerine izin verirsen, hem kendi gücünü korumuş, başkalarının da kendi yollarında güçlenmelerine, özgürleşmelerine izin vermiş olursun. Bu durumda etrafa kendinden emin, negatif egodan uzak bireyler oluşturursun. İnsanın kendini sevmesini bazıları ego olarak tanımlarken ben aynı şekilde düşünmeyenlerdenim insan kendisini severse sevmeyi öğrenir. Sevgiyi biliyor ve kendini seviyorsan etrafına da sevgi yayabilirsin. Onun bunun ne dediğin ne önemi var ki sen sevgini önce kendinden denemelisin. Yaşamak yalnızca sevmekle mümkün olabilir yoksa sevmediğiniz sürece cansız varlıklardan farkımız kalmaz. Bir hayvan bile yavrusunu şefkatle seviyorsa senin neyin eksik üstelik yaratılanların en mükemmeli iken sevginin bittiği yerde nefret tohumları hemen bitecektir. Nefret ne kadar güçlü bir duygu olursa olsun panzehiri sevgidir. Ben sevmeyi annemden öğrendim sonra arkadaşlarımdan dostlarımdan onlardan aldığım pozitif enerji ile kendimin değerli ve sevilmeye layık olduğumu öğrendim belki de öğrendiğim en kıymetli şey sevmekti o halde neden ego diyorlar diye kendimi sevmekten vazgeçeyim. Asla beni yolumdan döndürmeye boşuna çalışmayın ben kendimi son nefesime kadar seveceğim narsist değilim, egoist değilim sadece insanım. İnsan olmanın hakkını vermek için önce keşkelerimi hayatımdan çıkardım sonra beni sevmeyenleri sevmeyi bilmeyenleri şimdi daha mutlu daha umutlu bakıyorum dünyaya Aslı’nın ( İstanbul travestileri ) dediği gibi üç günlük dünyada nefrete yer yok sadece sevgi ve türevleri ile yaşayacağım. Nazım Hikmet’in dediği gibi “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”…Yaşamak direnmektir sevmek ise güvenmek sevgiyle kalın İclal.

 

 

Gerçekliğin zorlukları

Dürüstlük

Herkesin gerçeği görme şekli diğerinden farklıdır. Bazıları gerçek olmayı sevilen sayılan biri olmayla ölçmeye kalkar bir diğeri ise kendisi gibi davranmanın gerçeklik olacağından şüphe bile duymaz. Asıl gerçeklik başka insanlarının maskelerini düşürüp onları açığa çıkarmakla uğraşmak değil elbette boş verin herkes maskesinin altına saklansın nasıl görünmek istiyorsa öyle yaşasın. Ama biz travestiler Ankara’da Bodrum’da, Marmaris’te dünyanın her yerinde maskesiz yaşamaya çalışıyoruz.Unutma, bu başkalarının maskelerini düşürmen gerekiyor anlamına gelmez; onlar yalanlarıyla mutlu iseler, bu onların kararıdır.Gidip başkalarının maskelerini düşürmeye çalışma, çünkü insanlar genelde böyle düşünür; gerçek olmalıyım, sahici olmalıyım derler; asıl bahsettikleri şey, gidip başkalarını soymak zorunda olduklarıdır. “Niye kendini saklamaya çalışıyorsun? Bu giysilere gerek yok,” derler. Hayır. Lütfen hatırla. Sen, kendine karşı gerçek ol. Dünyadaki başka hiçbir insanı düzeltmen gerekmiyor. Gerçek olmak için yapman gereken basit üç şey vardır. Ne olmak istiyorsan onu olmalısın birileri beni sevsin diye içindeki çocuğu öldürmek yerine şair olmak istiyorsan şair, ressam olmak istiyorsan ressam olmalısın. Yapacağın işi sen seçmelisin çünkü ancak kendi seçtiğin iş ile başarılı olursun. Yapmacık, içten gelmeyen işlerde başarılı olsan dahi ruhun hep aç kalacağı için sen bu dünyadan bir kez geçerken mutsuz olursun. Büyük bir bilim adamına, Nobel’le ödüllendirilen bir cerraha sormuşlar: “Nobel ödülünü alınca pek de mutlu görünmediniz. Sorun neydi?” O da demiş ki: “Ben her zaman dansçı olmak istemiştim. Aslında cerrah olmak istememiştim. Ama şimdi sadece cerrah olmadım, üstelik çok da başarılı bir cerrah oldum ve bu bir yük. Ben sadece dansçı olmak istemiştim ve şimdi hâlâ çok kötü dans ediyorum; bu da bana acı veriyor. Birini dans ederken görünce kendimi berbat hissediyorum, cehennemdeymişim gibi. Bu Nobel ödülünü ne yapacağım? Dansın yerine geçemez, bana dansı veremez.” Unutma, iç sesine bağlı kal. Seni tehlikeye yöneltebilir; o zaman gir tehlikeye, ama iç sesine bağlı kal. Ancak o zaman günün birinde mutlulukla dans edeceğin bir duruma gelebilirsin. Gerçek olmak, kendine sadık kalmaktır. Çok tehlikeli bir şey bu; çok az insan bunu yapabilir. Ama bunu kim yaparsa, elde eder. Tahmin edemeyeceğin kadar büyük bir güzellik, zarafet, mutluluk elde eder. Sevgilerimle İclal.

Detoks

Hava kirliliği, insan kalabalığı, stres, düzenli bir hayata geçememek hepimizin vücudunda zehir olarak birikiyor. Biz bunlara kısaca toksik madde diyoruz. Eğer sürekli yorgunsanız, sık sık hastalanıyorsanız, kaslarınız ağrıyor ve ödem sorunu yaşıyorsanız detoks yapmanın zamanı gelmiş demektir. Kirli hava, yanlış beslenme, stres, düzensiz bir yaşam tarzı… Bunlar vücudunuzda toksik maddelerin birikmesine ve sağlık sorunlarını tetiklemesine neden oluyor. Uzmanlar, düzenli aralıklarla detoks yapmanın, hazımsızlık, uykusuzluk, şişlik, ödem şikayetleri, kabızlık ve sivilce problemleri gibi sorunlarla mücadele etmek için birebir olduğunu söylüyor. Ayrıca sindirim ile ortaya çıkan toksik maddeler vücutta karaciğer tarafından dışarı atıldığından karaciğer dostu olan yiyecekler detoks menünüzde özellikle bulunmalıdır. Düzenli eğzersiz yapmak toksinleri atmak için bire bir dir ama pek çoğumuz maalesef bunu yapmaya fırsat bile bulamıyoruz. Günler bize düşman gibi hızla geçip giderken bir hep bir dünya telaşı içinde koşturuyoruz. Detoks yapmak istiyorsanız aç kalmak yerine dengeli ve sağlıklı beslenme yöntemlerine yönelmelisiniz. Aç kalarak vücudunuza daha fazla zarar vermiş olursunuz. Oysa ki detoks için bile vücudunuzun bazı besinlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle uzman bir diyetisyene danışarak size özel bir detoks diyeti hazırlamasını isteyebilirsiniz. Egzersiz rutini zararlı maddeleri vücuttan atmak için en güzel yollardan biridir. Haftanın en az 3 günü 1 saat yapacağınız yüzme, yürüyüş veya pilates gibi hafif tempolu egzersizler hem sizi zinde tutar hem de toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandıran periyodik egzersizler bağışıklık sistemini de güçlendirir. Her akşam düzenli yürüyüş yapan Muğla travestilerinden Gizem kısa sürede bütün toksinleri atıp en doğru detoksu yaptı. Düzenli olarak sauna veya buhar banyosu yapmak toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Özellikle egzersiz sonrası saunaya girmek iki kat daha fazla toksin madde atılmasına yardımcı olur. Detoks dönemi boyunca hayvansal gıdalar yerine organik sebze ve meyveler tüketmek vücudunuzda toksin madde oluşumunu engeller. Zaten spor yaptıktan sonra sauna olmasa bile mutlaka duş almanız şart çünkü insan teri üzerinizde kurursa hem zararlı toksinler tekrar vücuda girer hem de hamlarsınız kısacası her yeriniz ağrımaya başlar. Kolay gelsin sevgiler İclal.

Yemeği hızla yemeyin

Ah bu zamansızlık bir gün hepimizi öldürecek yemek yemeyi bile dakikalara sığdırmaya çalışıyoruz. Hızlı yemeyi de adet edindik son yıllarda çünkü bir an önce yemeli ve hayata kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Zaman geçtikçe alışkanlığa dönüşen bu hızlı yemek yeme mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Yoksa yiyecekleri çiğnemeden yuttuğumuzdan sindirim sistemimiz yakında benden bu kadar diye kenara çekilebilir. Ayrıca en kötüsü kilo alırız sanırım bunu hiç birimiz istemeyiz böyle dal gibi incecik güzel olmak varken kim uğraşır kilo sorunuyla sonra koş spor salonlarına tıpkı ismi lazım değil İstanbul travestilerinden bir dostum gibi beş kilo fazlanın hesabını yaparız. Konu sağlıklı beslenme olduğunda, yediklerimiz kadar besinleri tüketme şeklimiz de çok önemlidir. Çünkü yemek yeme hızı çok fazla olduğunda bu durum, hem kilomuzu hem de sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. Düzeltilmesi pek de kolay olmayan bu alışkanlığımızı pozitif yönde değiştirmek için öncelikle yediğimiz yiyeceğe dikkat etmeliyiz. Yani ilk olarak görme duyumuzu kullanmalıyız. Ardından yiyeceğimiz yemeği elimiz, çatal, kaşık veya bıçakla parçalara ayırmalı ve ayırdığımız her küçük parçayı iyice çiğneyerek tüketmeliyiz. Çiğneme sesini hissetmek besinin iyice çiğnendiğine işarettir; ayrıca yiyecek yavaşça yutulmalıdır. Hadi bakalım uyalım bundan sonra bu söylenenlere ve yavaş yemeyi adet edinelim. Önümüze konulan yiyeceklerin tümünü çok kısa bir sürede tüketebiliriz. Ama bu şekilde sadece yemek yemiş oluruz. Çiğnemeden yuttuğumuz tüm besinler sindirim sisteminde problem yaratır. Hazımsızlık olur, ihtiyaçtan fazla alınan yiyecekler sindirilip emilmeye başladığı andan itibaren vücutta yerlerini yağ olarak alırlar. Bir de işin psikolojik yanına bakalım… İnsanoğlu dünyaya geldiğinden itibaren yemek en temel içgüdülerden biridir. Bebeklikte içgüdü boyutunda olan beslenme ileriki yaşlarda, çocuğun yetiştiği ailenin yeme adetlerini benimsemesiyle alışkanlığa dönüşür. Tabii ki bu alışkanlığa kendi karakterimizden de bir şeyler katarız. Genellikle tüm işlerinde dakik, hızlı ve hareketli olan kişiler daha hızlı yemek yerken; daha rahat ve ağır kişiler ise yavaş yavaş sindirerek yemek yer. Sanırım ben yavaş kalanlardanım zira emek yemeği sanata dönüştürür uzun süre sofrada kalırım. Tabi sürekli yiyerek değil. Yavaş yaşayalım kaplumbağa gibi uzun yaşayalım. Sevgilerimle İclal.

  İnsan beyni

İnsan beyni henüz yapılmamış bir bilgisayar gibidir. Beynimiz bir hard disk gibi öğrendiği tüm bilgileri depolar ve bu depolamada öyle giyabyte sınırı falan yoktur. Hiçbir bilgi çöpe atılmaz. Çocukluğunuzdan şimdiki zamana kadar yaşadığınız tüm anılar itinayla saklanır. Anne karnındaki halinizi bile isterseniz bir doktor eşliğinde yeniden yaşama şansınız varmış. Artık o kadarını ben bile düşünemiyorum. İnsan beyni eğer bir bilgisayara benzetilirse, nasıl ki bilgisayarda komutlar işlemlere yol açıyorsa, beynimizde de bir, fikir, bir şema, bir resim. İnsan duygu, düşünce ve davranışlarını belirler. İnsan zihninin dinç kalabilmesi için geleceğe dönük hiçbir endişeli fikir taşımaması gerekir. İnsanın yaşanmış bitmiş olan geçmişteki kötü anı ve acı hatıraları, güncel olaylardan hareketle bugüne asla taşımaması gerekir. İnsan zihnini en çok etkileyen şey ise endişe ve öfkedir. İnsanın endişe ve öfkesini sık yaşaması daha gergin ve stresli bir hayat demektir. Stresli ve gergin bir hayat beyinde geri dönüşümsüz hücre göçüne yol açmaktadır. Beynimizde çirkin anıların değil mutlu anıların öne gelmesini istiyorsak ki sanırım hepimiz travesti bireyler de dahil bunu isterler. Asla bir eleştiri, öneri ya da teklif karşısında yetersizlik duygusuna kapılmayınız. Asla kusursuz bir insan olmaya çalışmayınız. Başkalarına hoş görünmek için şirinlik ve fedakârlık yapmayınız yapmak zorunda olduğunuzu düşünmeyiniz. · Duygusal anlam taşıyan hiçbir şeyin başarı veya başarısızlık şeklinde performansını ölçmeye çalışmayın. Kendinize bunu başardın bunda başarısız oldun gibi ölçüler koymayın sonuçta yaptınız ve bitti geri dönüşü olmayan şeylere boşa kafa yormayın. Yaptım oldu diyen Ankara, İstanbul, Bolu, İzmir travestileri haksız mıyım? Kasmayalım boşu boşuna kendimizi bırakın kötü olanlarda sadece bir deneyim olarak kalsın beyninizin içinde onları hatırladıkça kötü yad etmeyin. 24 saati 3’e bölün. 8 saat uyuyun, 8 saat çalışın ve kalan 8 saatte lütfen sizi mutlu edecek bir şeyi yapın. Hobiler edinin, spor yapın, sanatsal faaliyetleri izleyin, sergileri gezin. Size yapılan eleştirileri reddedilmişlik olarak algılamayın. Eleştiri illa kötü diye bir kural yoktur boş verin eleştirsinler siz siz olmaktan vazgeçmeyin yeter. Sevgilerimle travesti İclal.

Önce sen

Ne yaparsan kendin için yap kendini eğlendir önce. Sen mutlu ol ki senin mutluluğun başkalarını da mutlu etsin. Mutsuzken, kimseyi mutlu edemezsin unutma. Ve sakın herkesi birden mutlu etmeye çalışma çünkü olamazlar. Kimi istersen onu seç ama önce kendini seç. Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü. Düşün ki; çok seviyorsun dans etmeyi. Ruhunu doyuruyorsun ve hayatın vazgeçilmezleri arasında. Öyleyse dans et. Durma, kimsenin seni engellemesine izin verme. Kendini yollara mı vurmak istiyorsun bin ilk otobüse. Nereye gittiğine bile bakma, çık yola. Bir haber ver yeter, nereye gittiğini soranlara “Kendime gidiyorum” de. Kimseye hesap verme ihtiyacın yok sadece sevdiklerin bilsin nerede olduğunu gerisini boş ver gitsin. Bunu yapabilecek kaç travesti tanıyorsunuz hiç mi ben bir tane tanıyorum. Ankara travestilerinden bir dostum yaptı bu anlattıklarımı kendisi için yaşadı çünkü hastalığı nedeniyle çok az bir ömrü kalmıştı yoksa o da cesaret edemezdi bu söylediklerimi yapmaya. Ama yapın ya ne olur vitrinden beğendiğin elbiseyi al ve giy. Sana çok yakıştı değil mi bırak millet laf etsin olmamış desin sen sevdin ya önemli olan da o.Giy ve bak aynaya. Nasıl iyi hissediyorsun değil mi? Öyleyse hadi şu kırmızı olanı da al. Eskileri çıkar üzerinden ve onu giyerek git evine. Şaşırsınlar. “Bu da nereden çıktı şimdi?” diyene“Kendim için aldım, kendime aldım” de gitsin. Boş ver gerisini. Kendine bir beste yaz. Şarkı sözleri yaz.”Bu şarkı da nereden çıktı? diye sorarlarsa“Kendime yazdım” de. Kendin için söyle başkaları begenmesin sadece sen beğen. Aşık ol mesela en olmaza hem de bırak senin olmasın ama sen onun hayaliyle mutlu olmasını, ağlamasını da bil. Aşk diyorum daha ne diyeyim hem de en olmazına diyorum. Hala cesaretin yok değil mi? O ne der diye o kadar çok alıştırıldık ki kendi hayatımızdan başkaları için vazgeçtik hep. Ölüm gittiğinde çok üzüleceksin bu hayat bir kere yaşanıyor çünkü ama sen bilirsin kardeşim ya sen ol ya da o herkesin istediği tanımadığın rolü oyna seçim senin hayat senin. En azından ben artık ben olmak yolunda ilerliyorum sana da yolunda mutluluklar diliyorum. Saygılarımla travesti İclal.

Mor püsküllü sebze

Sebzelerin belki de adı sevilmeyenler listesinin başında geçen tek ismidir enginar. Oysa insanlar bir kez yese ne kadar harika bir sebze olduğuna hayret edecekler. Ben yıllarca karnabahar sevmem dediği halde evimde bir kez yedikten sonra bu sebzenin hastası olan ne travestiler tanıdım. Enginar da sebzelerin mor püsküllü kraliçesidir.

Yanına her şey yakışır. Etle bir başka, zeytinyağı ile bir başka lezzete bürünür. Neler yapılmaz ki ondan. Enginar, baharın kraliçesidir. Başında, mora çalan püsküllü tacı ile güzeller güzeli bir sebzedir. Üstüne üstlük, çok da lezzetlidir. Ben bu sebze ile biraz geç tanıştım. Bu tanışmanın kesin tarihini bilmiyorum ama galiba ilk kez, gençlik yıllarımın başında, bir meyhanede gerçekleşmişti. Böylesi gecikmenin nedeni de annemdi. Onun mutfak mönüsü Orta Anadolu’dan esinlenmişti: Hamur işleri, et yemekleri, fasulye, nohut, mercimek, bulgur… Rahmetli Sivaslıydı ve tek sevdiği sebze de madımaktı. Pişirdiği pastırmalı madımak yemeğinin tadını hiçbir zaman unutmadım. Annem, madımağın yanı sıra kenger denen bir diken de toplardı. Devedikeni diyen de vardı bu mavi çiçekli bitkiye. Yani küçüklüğümden beri bilirim kengeri. O zamanlar koşturduğumuz kırlarda sık rastlardım ona.  Annem, sapının jiletle nasıl yarılacağını, içinden çıkan sütü, düz bir taşın üstünde biriktirerek nasıl sakız yapacağımızı öğretmişti. Kuruyunca sert bir sakız haline dönüşürdü bu süt. Onu yumuşatmak için günlerce çiğnerdik. Ayrıca dikenlerini soyar, meydana çıkan sapı da yerdik. Salatalık tadındaydı galiba! Kenger dikeninin, enginarın ‘ağababası’ olduğunu o yıllarda bilmiyordum. Bu yazıyı size çok sevdiğim Sivas travestilerinden bir arkadaşımın ağzından bire bir aktardım. Enginar delisi bu arkadaşım der ki limonla buluşmayan enginar öfkeden kararır. Enginar sözcüğü, Yunanca ‘anginara’ sözcüğünden türetilmiş. Bir söylentiye göre bu bitkiyi Avrupa’ya Araplar götürmüş. Arapça ismi ‘ard-ı şevk’, Fransızcada ‘artichaut’ olmuş. Kökeninin Kuzey Afrika olduğunu söyleyen arkeologlar da var. Onlar bu bitkinin, Antik Mısır’daki duvar resimlerinde yer aldığını belirtiyorlar. Hatta daha ileri gidip, o dönemde Mısır halkının en sevdiği yemeğin enginar çorbası olduğunu öne sürüyorlar.   Sebzelerin tadına bakmadan burun kıvırmayın. Deneyin mutlaka sevdiğiniz biri olacak. Sevgilerimle travesti İclal.

 Bu bitkiler pozitif

Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır. Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak diğerlerine göre iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Canlı bitkilerle arası iyi olan travesti bireyler için sanırım şanslı gün bugün çünkü pozitif enerjiyi yakalayabilirsiniz. Ama benim gibi çiçeklere su vermeyi unutan ve onlara iyi bakamadığı için yapma çiçeklere yönelenler için en azından canlı çiçek beslemek için yeniden karar verme günü olacak. Canlı çiçeklerden kasımpatı dikin mesela bir saksıya, kasımpatı güzelliği ve evlere refah getirmesiyle bilinmektedir. Bu bitki mutluluk ve iyi hissetmeyi destekler, bu yüzden sürekli gerginlik veya tartışmanın olduğu yerlerde bulundurmayı öneriyoruz. Kasımpatılar rahatlık dolu bir yaşam getirir. Okaliptüs dikin, bu bitki genelde kıskanç ve kötü niyetli insanlarla gelen kötü titreşimlerle savaşma ve onları kovma özelliğine sahiptir. Bu yüzden iş yerlerinde ve ofislerde bulundurulması önerilir, çünkü bu bitki bolluk ve refah sağlar. Ayrıca ideal bir uyku için birebirdir ve baskılı enerji taşıyan yerleri özgürleştirir. Yatak odasına okaliptüs saksısı yerleştiren Bursa ve Bodrum’dan travestiler işe yaradığını söylüyorlar en azından uyku konusunda artık deliksiz bir uyku çekiyormuşlar. Nane birçok tıbbi özellik taşır ve bundan her zaman yararlanabiliriz. Bu bitkiyi evde bulundurmak sağlığınız için çok iyidir, ama aynı zamanda her yerde pozitif titreşimler oluşturmasıyla bilinir. Nanenin negatif titreşimleri uzaklaştırdığı ve uykusuzluğa iyi geldiği söylenir. Ayrıca bu bitki evde iletişimin artmasına yardımcı olur. Naneyi hem yiyecek olarak kullanabilir yemeklerine katabilirsiniz. Aloe-Vera, bu bitki kötü şansa ve kıskançlığa karşı işe yarar ve kötü titreşimlere karşı savaşmak için en güçlü bitkilerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda evin neresinde olursa olsun refahlık ve pozitif enerji sağlar. Birçok insan aloe vera bitkisinin iyi şans getirdiği için hayati önemi olduğuna inanır. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir. Siz isterseniz hepsinden bir saksı yapın olmuşken tam olsun. Sevgilerimle travesti İclal.

Paçavra hastalığına dikkat

Bugünlerde havanın soğuk ve yağışsız geçmesi mikroplarının artmasına neden oldu. Hava kirliliği ve mikrop artışı sonunda neredeyse ülkenin yarısı grip salgınıyla boğuşuyor.

Uzmanların deyişiyle tam bir “sessiz katil” olan gribe dünyada her yıl 500 milyon kişi yakalanırken 250 bini grip nedeniyle hayatını kaybediyor. Rakam oldukça büyük ve önlem almamız nerdeyse imkansız görünüyor. Hangi travesti dostumu arasam evden çıkacak halim yok, çok hastayım diye yakınmalar duyuyorum. Sanırım yeni yılda gelen kar havayı temizlemeye yetmeyecek. Doğu illerinde Erzurum, Kars çok soğuk ama İstanbul kadar hasta sayısı yok bunun nedeni çok basit sürekli yağan kar havayı temizleyip mikropları öldürüyor.  Grip virüsünün vücuda burun, ağız ve göz yoluyla girdiğini düşünürsek hasta olmamak için nefes almadan durmamız lazım tabi bu da imkansız bir olay insan nefes almadan yaşayamaz. Halk arasında ‘paçavra hastalığı’, ‘ortalık hastalığı’ olarak da tanımlanan kış aylarının vazgeçilmez hastalığı grip, kapısını çaldığı kişiyi tam anlamıyla paçavraya çeviriyor. Bu nedenle ismi kendiliğinden paçavra hastalığı olmuş. Antalya, istanbul travestileri Acıbadem, Avcılar, Üsküdar,şişli travestileri neredeyse tamamı hasta çünkü bu bölgelerde hava biraz daha kirli. Gribe sanıldığı gibi soğuk havalar değil, çoğunlukla öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşan virüslerin neden olduğunu biliyoruz. Maalesef insanlarla bir arada yaşamanın acı sonuçlarına katlanmak zorundayız. Öksürme ve hapşırma ile virüs, damlacıklar ve küçük aerosol partikülleri ile yayılır. Her yıl tüm dünyada 500 milyon insan gribe yakalanmakta olup, bunların 5 milyonu hastaneye yatırılmayı gerektirecek kadar ciddi şekilde hastalanmakta ve 250 bin kadarının da hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Ölümcül sonuçlara yol açan bu sessiz katilden korunmak için alınması gereken önlemler çok basit ama çok da etkilidir, hayat kurtarıcıdır. Pek çok kişi griple soğuk algınlığını birbirine karıştırıyor. Grip kişiyi soğuk algınlığına göre çok daha olumsuz etkiliyor. Gripten korunmak için bol sebze ve meyve tüketmeliyiz: Bağışıklığı kuvvetlendirecek C vitamini içeriği fazla olan mandalina, portakal, limon, greyfurt, çilek, maydanoz, kuşburnu, ıspanak, lahana, karnabahar, yeşil biber, roka gibi sebze meyveleri tercih etmeliyiz. Bol sıvı almalıyız: Çünkü dokular kurudukça ağız ve buruna virüs daha rahat tutunur. Fakat gribe yakalanmaktan değil geçmeyen gripten korkmalıyız. Umarım kısa sürede mikroplardan arınır ve tekrar sağlıklı günlerimize kavuşuruz. Sağlıkla kalın.